Not:
Bu yazı www.gaxxi.com
dan
alınmıştır... yazının tamamını sitede
bulabilirsiniz..
"Graffiti"
nedir?
Graffiti
sanatının tarihi: Eskilere dayanan bir sanat olduğunu
söyleyebiliriz. Eski Mısır döneminde, yolculukları
sırasında insanlar duvarlara bir takım şekiller, mesajlar
ve yazılar bırakarak yolculuklarına devam ederlermiş. Tabii
o zamanlar ismi bu olmasa da ilk grafitinin sinyalleriydi bunlar. Mısırlılardan
sonra birçok insan geçtiği yerlere imzasını
bırakmaya, resmetmeye devam etmiştir. Aslında duvara yazı
yazma isteği insanların iz bırakma isteğiyle
açığa çıkmıştır. İzler ve
mesajlar bizi graffiti yapan insanın dünyasının
içine çekecekti farkında bile olmadan. Yaşam
mekanı sadece güzel evlerle neden sınırlı
kalacaktı ki? Sokaklar da yaşam mekanıdır aslında. Ve
sokakları da yaşam alanı olarak gören ülkelerde
graffiti sanatı çok daha yaygınlaşmıştır.
Ülkemizde ise ara sokaklarda görüldüğünde
şaşırtan tek tük graffitinin dışında pek
fazla bir şey görmek mümkün değildir. Türkiye
yurtdışındaki ülkelere nazaran biraz geride... Geri olma
sebebi de kullandığımız boyalar bence. Ya da tarz (style)
eksikliği olabilir.

Buraya
park etmek yasaktır, buraya çöp döken ...... veya
menekşe sokak gibi yazıları da graffitiden
saymamalıyız, değil mi? Şüphesiz çok fazla
yetenek gerektiren bu sanat dalını sadece yazı olarak da
algılamamak lazım. Karakter çizen usta graffiticiler kendi
tarzlarini oluşturup o karakterleri adeta
konuşturmuşlardır.
Graffitiyi
kısaca açıklamak gerekirse, duvarlara yapılan resim
sanatıdır. Graffiti suç değil o bir sanattır,
elindeki sadece bir kutu sprey, sokakların ressamları onlar,
yüreğin seslenişinin duvarlara yansıması…
Gençlerden bazıları suskundu fakat graffiti
yaptıkları anda gözlerindeki pırıltıdan
yaptıkları sanata gösterdikleri sevgi ve saygı
anlaşılıyordu.
O kadar
zor bir sanat ki spreye bir fırça kadar sahip olabilmek, hele
yasadışı bir graffiti atılıyorsa duvara, belki
boyalarını bile bırakıp hızla koşmaktan
başka çaren yoktur. Yaptıkları graffitiyi eğer
yarım bırakıp gitmişlerse uykusuz geçen bir gecenin
belki de ilerleyen saatlerinde dönüp onu tamamlayabilme riskine
girerler. Yarım bir graffiti acı verir
sanatçısına… Bir de eğer graffitin gasp
edilmiş, karalanmışsa o daha kötüdür. Sohbetimiz
sırasında graffitisi önünde
ağladığını söylerken içim burkuldu ve
sanat bunlar, düşünün
2 metrelik bir karakter portre yapmışsınız ve ertesi
sabah üstü saçma sapan yazılarla
kapatılmış… Önünde kıvrılıp
ağlayabilir insan.

Bu
arada grafiti yapanlara ``writer`` (yazıcı), grrafitiye yeni
başlayanlara da ``kolpa`` deniyormuş. Bir de
yaptığınız graffitinin başka biri tarafından
bozulması, karalanmasına da ``crosslamak`` deyimini
kullanıyorlar. Crossla
yaklaşanı crosslarsın, olay bundan ibaret. Graffiti yapan
gençler sadece kendi dışa vurumları değil, sosyal
konuları da ele alıyorlar. Lübnan savaşı, Irak
savaşı gibi konular gibi, bir sprey de barış için
sıkıyorlar… Özellikle yurt dışında
trenlerin üzerinde yasadışı yazılar yazanlar da oluyor
tabi. Ben özellikle tarihi eserlere yapılmamasından
yanayım..

Graffiti,
rap, hip hop mükemmel uyum ve kardeşliğiyle
büyüyüp gelişirken kendi ticari sektörü, kendine
has giyim tarzı, kendi yaşam tarzı ve kendi literatürü
vardır. Hatta kendi içinde farklı konuşma stilini ve
deyimleri de barındırmaktadır.
Dip
not: Böyle yazılar çok dostlar yanlız graffiti halen
istenmeyen evlat...